7 Mayıs 2010 Cuma

Bir hayatın özeti ya da onun gibi bişey

Zeki bir yetmiş boylarında, kısa siyah saçlı, liseyi zar zor bitirmiş ve üniversiteyi aklının ucuna bile getirmemiş bir adamdır. Babası belediyede memurdur. Annesini bir trafik kazasında kaybetmiştir ve o günü hiç unutamamıştır. Bu yüzden elinden geldiğince büyük caddelerde dolaşmaktan kaçmıştır. Bu da onu, doğup büyüdüğü o salaş sokağa hapsetmiştir. Kendisinden dört yaş küçük bir kız, altı yaş küçük de bir erkek kardeşi vardır. Sol kolu doğuştan beş santim kısadır. Liseye kadar bu durumu uzun kollu giysiler giyerek, sağ kolunu biraz içeri çekerek ve insanlardan kaçarak gizlemiştir. Liseye başladığı ilk gün sağ eli alçıda olan bir arkadaşıyla sol eliyle tokalaşmak zorunda kalmış ve bu onun herkesten saklamaya çalıştığı eksikliğini diğer arkadaşlarının öğrenmesine neden olmuştur. Sonraları bu duruma alışan arkadaşlarıyla birlikte Zeki de kolunun kısalığını unutmaya başlamıştır. Bazen üniversiteye gitmeyişinin nedeninin bu uzandıkça eksik kalan kol olduğunu içten içe kendisine itiraf etmiştir. Bazen de soranlara, bunun saçma olduğunu sadece kendisi istemediği için üniversiteye gitmediğini açıklamaya çalışmıştır.

Zeki bir matbaada, basılan kağıtları kesme, davetiyeleri kıvırma, zarfa koyma ve etrafı temizleme işlerini yaparak kendisine yetecek kadar para kazanıyordu. Çok fazla çalışması da gerekmiyordu. Aldığı parayla haftada bir sinemaya gidiyor, ayda iki kitap alıyor, ve kalanını da kardeşlerine dağıtıyordu.

O gün evden her zamankinden geç çıkmıştı. Hızlı adımlarla yürüyordu. İşe geç kaldığında kullandığı kestirme merdivenlere dönmüştü. Tam o sırada demir kapılı bir apartmanın önündeki basamaklarda oturan kızı fark etti. Kız kapının önünde oturmuş kitap okuyordu.Yanından geçerken sağ elini elbisesinden biraz içeri çekti. Kızın dalgalı ve simsiyah saçları vardı.Gözlerine çektiği sürmeler Zekinin anlık hafızasında sanki hayatında hiç yürümediği o büyük caddelerin frambuaz kokulu kadınlarının hayalinden bile daha çok yer kaplamıştı.Zeki kızın önünden geçtiği kısacık anda içinde bir huzur hissetti. Merdivenlerin sonuna geldiğinde başını çevirip geriye baktı. Kız ona gülümsedi. Bu ilk kez olmuştu. İçinde devrilen duvarları, yeşeren ağaçları, açan çiçekleri fark etti. Geri dönmek istedi. Konuşmak için güzel bir fırsattı. Yapamadı. Cesaret edemedi.

Matbaadan içeri girdiğinde işittiği azarı önemsemedi. Gün çok hızlı geçiyordu. Tuvalet aynasında bir türlü uzamayan koluna baktı. Omuzları düştü. Sonra derin bir nefes alıp gülümsedi. Yıllardır içini içine kapamak için ördüğü duvarları yıkma cesaretini fark etti gözlerinde.Bir şeylerin değişmesi için ilk adımı atması gerekiyordu.İşten çıktı. Önce kitapçıya uğradı. Ama kitap almadı. Bir an önce o kestirme yola dönmek istiyordu. Sanki onu tekrar göreceğini biliyordu. Kendinden emindi. Bu sefer cesur olacaktı.Kıza yapacağı ilk hitap cümlesini kendi kendine tekrarladı.’’Merhaba adım Zeki 24 yaşındayım,senin adını öğrenebilir miyim’’ Karanlık bastırmaya başlamıştı. Onu merdivenlere götüren ara sokağa girdi. Arkasından gelen bir kişi yanından hızla koşarak geçti. İki el silah sesi duyuldu. Zeki birden irkildi. Koşan adam gözden kayboldu. Zeki arkasını döndü kimseyi göremedi. Karnından gelen sıcaklığı hisseti. Korkuyla elini karnına götürdü. Ayaklarının bağı çözüldü. Olduğu yere yığıldı. Bir süre etrafına bakındı. Kimse yoktu. Karanlık sokak derin bir sessizliğe gömülmüştü. Şaşkınlıkla karnındaki kırmızılığı seyretti. Sesi çıkmıyordu.Kızın merdivenlerinde oturduğu demir kapılı apartmanın önüne çevirdi bakışlarını. Apartmanın önü boştu. Treni kaçıran yolcunun boş raylara baktığı gibi baktı sokağa. Gözleri kararıyordu.

Sol kolunu gökyüzüne doğru kaldırdı. Artık eskisi kadar kısa görünmüyordu. Gülümsedi. Dalgalı ve simsiyah saçlı kıza söylemek istediklerini düşündü. Güldü. Sokağın karanlığı artmıştı. Gözleri kapandı.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

ateş edn nedn onu öldürmek istemiş ki :P

bogurtlen dedi ki...

etkileyici (Y)

The God jr. dedi ki...

kaza kurşunu ile öldü :(

sessizharf dedi ki...

Beğendim,strong. :(

Yorum Gönder