skip to main |
skip to sidebar
Tecrübe önemli bir şeydir. Kitap dükkanlarının kişisel gelişim reyonlarındaki türlü eserlere bakıldığında pek çok tecrübeli yazarın, insanlara tavsiye, uyarı ya da terbiye niteliğindeki kitaplarının sokak ağızıyla “Boş beleş işler” olduğununa kendi tecrübelerim doğrultusunda kanaat getirmiş bulunmaktayım. Özellikle insan ilişkileri,aşk, romantizim, mutluluk üzerine kurulu bu kitaplardan terbiye edinenlerin, eskiden sırt çantası yerine el çantasıyla okula gelen, beslenme çantasında mutlaka sınıfı kusturacak kadar kokulu bir haşlanmış yumurtası bulunan, ders çıkışı ya da mahalle maçı sonrası bol bol dayak yemiş, kızlarla ilişkileri seksek oynamanın ötesine geçememiş, sümüklü, ağlak, uyuz kişiler olduğunu düşünüyorum.
Büyüyünce de Tuna Kiremitçi, Haşmet Babaoğlu, Ahmet Altan gibi adamlar olup, aşk odaklı yazılarıyla karı kız tavlayıp, hayattan bir nevi intikam alıyorlar. Bu adamlar yüzünden bahsettikleri konulardan soğuyup, ilişkilerimizde romantizmin doruk noktasını, rakıyı,birayı çaktıktan sonra, masadaki kankaların gazıyla aşık olduğumuz kıza ya da eski sevgiliye yazım hatası dolu mesajlar atarak yaşıyoruz.
Buralarda romantizim kanlı olur!
Ne yapalım yani? Biz, eskilerin kızı pastaneye görütüp, profetorol yerken görme fetişi sona erdiğinden beri nereye gitsek, nasıl yapsak ikilemi içerisinde kıvranıp, yıllarımızı kız triplerine heba eden bir kuşağın üyeleriyiz. Bizler, alışveriş merkezlerinde her mağazaya girip askıdaki her elbiseye bakarken onların arkasında mal gibi dikilen, eğlencenin asla içtikten sonra bitemediği gecelerde, onları dünyanın öbür ucundaki evlerine bırakıp, kendi evine güneş doğarken varabilen,onun sevdiği müzikleri ve filmleri seviyormuş gibi yapan, saçına sakalına hep onların istediği gibi şekil veren, En keyifli anlarda mutlaka yapacak başka işleri olduğu için sap gibi bırakılırken hala ümitle arkasından saf saf bakan, Antakya’nın çeşitli noktalarında armut gibi onu bekleyen, huysuzlanma,üşenme,canı sıkılma nedir bilmeyen, anlaşılmaz konularda anlaşılmaz uzunlukta sorgulara maruz kalanlarız. Tüketim ihtiyaçlarının büyük kısmını, kızlara daha güzel gözükmek için saç şekillendiriciler, yine onların rahatça gezip dolaşmaları için otomobil-petrol, stres kontrolü için sigara ve alkollü içecek, uzun spor yürüyüşleri için havalı spor ayakkabısı ve düşük çenelerin tetiklediği kronik baş ağrıları için çeşitli ağrı kesicilerin oluşturduğu kayıp türk gençleriyiz..
Artık yeter!... demenin asla fayda sağlamamasının, arkasından sövsek bile yüzüne bakınca eriyip gitmemizin sebebi, vücudumuzdaki kanın her seferinde doğru yere hücum edememesinden kaynaklanıyor olabilir. Ata erkil bir toplumuz, ipler erkeklerin elinde diyenlere gülüyor, öldükten sonra bile arkalarından, neden erkenden öldükleri için bir ton laf söylenecek bizim gibilere,romantizm dolu günler diliyorum.
Her aptal gibi hep mutlu olamayız. Tadını çıkartın...
9 yorum:
başarılı yazılara imza atıyorsun ;) tebrikler
teşekkür ederim :)
hahah iyiymiş =)
çokk güzel anılll ;)
Kardeşim beendm xD
b£n uLa$
ara$TırDm yok bişe afern xD
:) beğendim
Bahsettiğin insanların, anlattığın insanlar olduğunu sanımıyorum.Çünkü aşkı yaşamamış olanlar, onlar kadar derin anlatamaz.Özellikle Ahmet Altan."Boş beleş işler" kesinlikle değil.
dostum dünya üzerinde hiç kimse sana veya bana aşkı nasıl yaşamamız gerektiği hakkında öğütler veremez.bu duyguları biz yaşayarak,tahlil ederek,bazen üzülerek,bazen mutluluktan bulutların üzerinde gezerek öğreniriz ve kullandığım tabirinde gayet yerinde olduğunu düşünüyorum aşkı başkasının söylediği gibi değil içinden geldiği gibi yaşamalısın.
Kimse sana böyle yaşa demiyo ki, ben böyle yaşadım diyor.
Yorum Gönder